22 Ocak 2012 Pazar

Brezilya'nın Iguaçu'sı

Yer: Puerto Iguazú, Misiones, Arjantin
Sabah 9 gibi otobüs Foz de Iguaçu terminaline gelince, Arjantin tarafına geçme, fikrimi değiştirdim. İlk olarak bir Brezilya tarafını göreyim dedim. Otobüs terminalinden önce TTU denilen şehir içi terminale geçmek gerekiyor. Bilgi olsun, Paraguay'a bu terminalden direkt otobüs var. TTU terminalinde iki seçenek var, ya hemen terminalin dışından Arjantin'e geçilebilir ya da benim yaptığım gibi 120 numara ile şelalenin Brezilya tarafı ziyaret edilebilir.

120 numara ile şelaleye gelince tarihi bir hata yaptığımı anladım. Bugün pazar yani tatil günü, dolayısıyla gişe önündeki kuyruğun ucu bucağı yok.

Geldik madem görelim dedik, ama önce sırt çantasına bir yer bulmalı. Marketden 8 liraya bir jeton alınıyor, dışarıda bulunan kasalardan birine eşyayı koyup, jetonu atınca üzerinde bulunan anahtar ile kilitleyip, anahtar çıkarılabiliyor. Sonra kuyruğa girdim, neyse gişe sayısı bol,yarım saatte sıra geldi. Ama kuyruklar bitmedi, bunu bileti okutup içeri girme ve otobüs kuyruğu izledi. Sonuç olarak  tüm bu olaylar bir saatte hal oldu. Aslında zaman değil de yavaş yavaş kapanan bulutlar beni endişelendirdi ama sonunda tam da kapanmadı. Giriş ücreti 40 lira kadar, buna otobüs ile şelalenin yakınına götürüp getirme de dahil.

Sonra tüm ziyaretçiler dar bir yoldan şelalelere doğru inmeye başladık, ilk görüntü hayal kırıklığı oldu, "yahu meşhurlar meşhuru İguazu bu mu" dedim. Angola sınırında gördüğüm Ruanaca buna beş basar. Sonra, yolu izleyince olay değişti, o ilk görülen olayın sadece bir kısmı imiş. Biraz daha ilerleyip "şeytanın boğazını" da görünce, artık diyecek bir şey kalmadı.


Sonra girişe geri döndüm, yine 120 numara ile terminale gittim. Orada, Arjantin otobüsüne binip sınıra doğru yolladım. Aslında 120 numaranın şoförüne söylense, Arjantin sapağı hemen milli parkı çıkınca, orada inip yolun karşısından her 20 dakikada bir geçen Arjantin otobüsüne binilebilir. Böylece terminale kadar o yol iki kere yapılmaz.

Sınıra gelince Brezilya'dan çıkış almak için indik, şoför bir fiş verdi, yirmi dakika sonra gelen arabaya binersiniz diyerek gitti. Bu nedenle koca sırt çantasını yanıma aldım. Çıkış damgalarını alıp yeni otobüsü beklerken İsviçreli bir eleman "Türküm dediğini duydum diyerek" lafa girdi. Muhabbete başladık.

İkinci otobüs geldi, o da bizi iki kilometre ötedeki Arjantin girişinde, yine eşyalarla indirdi. Arjantin girişini aldık, bagajları x-raydan geçirdik, bu sefer bekleyen otobüse binip terminale kadar devam ettik.

Bu arada saatleri bir saat geri aldık. Aslında saatlerin daha Brezilya tarafında ayarlanması lazımdı ama havaalanından geçerken baktım, Sao Paulo saatine ayarlı idi. Bütün bu karışıklık, Brezilya'nın yaz saati uygulamasından, Arjantin'in ise uygulamamasından oluyor. Bir de yazları bize göre ters, Türkiye de işin içine girince daha da karışıyor.

Bu arada bu sınırları sorgusuz sualsiz zırt diye geçiyoruz, schengen ülkelerine kapak olsun.
Yolda İsviçreli eleman Marcopolo hostelde kaldığını, terminalin karşısında olduğunu söyledi. Bu Paraguay'a geçiş için avantajlı olacağı için, beş sene önce Arzu'nun kaldığı Hostel İnn'e gitmekten vazgeçip orada kalmaya karar verdim. Zaten oraya gitmek nasıl olacak bilmiyordum.

Marcopolo'ya gelince yer olmadığını ama orada bekleyen üç kişi ile Hostel İnn'e gönderebileceklerini söylediler. Kaderden kaçınılmazmış. 70 pesos alacaklarını söylediler. Hemen orada bulunan free İnternetten fiyatı kontrol ettim. Hostelworld'den rezervasyon yaptırsam da aynı fiyat. Üstüne, bir de taksi ile şehrin on kilometre dışında bulunan Hostel İnn'e götürüyorlar.

Hostel İnn'e varınca çek-ini yaptırdım, dormitorioma yani koğuşuma yerleştim, duşumu aldım, resepsiyondan verilen çarşafları yatağa geçirdim. Hamburgerimi yedim. Sonra da bu yazıyı yazdım.

İnternet salonda bedava. Havuza girmedim, soğuk İstanbul koşullarına alışmış ensem, ufacık kutusuna elli lira verdiğim güneş kremini büyük sırt çantasında bıraktığımdan dolayı pişmiş durumda, zaten havuz olayını oldum olası sevmem.

Evet saygıdeğer okurlar dün tüm gece otobüste haşat olmama, gün boyu şelalelerde pişmeme rağmen ince mesajlarla dolu bu günün hikayesini htc desire'nin daracık dokunmatik klavyesinde bitirmiş durumdayım.

Burası şu an acayip sıcak, hava durumu raporlarında dediği gibi yağmur da yağmadı. Bunu da belirteyim, benim gibi o hava durumlarına fazla güvenmeyin.

0 yorum:

Yorum Gönder