25 Ocak 2012 Çarşamba

Asunción yolunda

Sabah erkenden sokaktan gürültüler gelmeye başladı, meğer burada saat altıda dükkanları açıyorlarmış. Demek, bu nedenle öğleden sonra dörtte kapatıyorlar. Kahvaltıdan sonra çıktım, biraz etrafı fotoğrafladım. Neredeyse gümrük kapısına kadar gittim. Saat onda odayı bıraktım. Asuncion otobüsü on bir buçuğa doğru kalkacak. Lobide bunları yazıyorum. Otelin adının Munich olmasının nedenini sarışın çocuklarla konuşunca anladım. Baba, Alman, anne İsviçreli imiş.

Bu arada, alakası yok ama aklıma geldi. Önceki gün, Arjantinde bir İsrailli, onların Paraguay'a girmesinin yasak olduğunu söyledi. Artık, Paraguay mı almıyor. İsrail tehlikeli diye mi göndermiyor, bilmiyorum. Belki de vize var, para vermek istemiyorlar. Bu backpacker milletinde sağa sola tonla para harcayıp sonra beş on dolar vize için bir ülkeye girmeme saplantısı gayet normal.

Bir de canlı fiyat bilgisi vereyim. Buranın modern, çok katlı, Mona Lisa adlı mağazasında Galaxy Note, 820 USD, Galaxy II, 740 USD, yeni Galaxy Tab 7° 680 USD. Bu, dün yoktu. Dün  vitrinde olan 8°'lik Tab bugün yoktu. Demek ki ürünler limitli bulunuyor, ne varsa onu satıyorlar.

Şu an Nuestra Senyora del Asuncion yani NSA şirketinin otobüsündeyim. Bilet 83 bin guaranies, yani 33 lira. Oteldeki hatun ve de taksici "en iyisi" dediler ama yollarda dolaşan otobüsleri görünce daha kötü bekliyordum. Otobüse binmeden pasaport kontrolü ve çanta araması yaptılar. Wi-fi varmış, üst katta pencere yanı yoktu, ben de bileti alt kattan aldım. Üç sıra geniş koltuklar. Ayak uzatma var, yatak gibi oluyor. Yolculuk beş saat sürüyormuş. Binerken kontrol yapan güvenlik görevlisi de önde, şoförün yanında. Eskiden gece yolculuklarında soygunlar oluyormuş, belki güvenlik o nedenle otobüste. Buralarda uzun yol otobüslerinde şoför ile yolcular arası cam kapı ve perdelerle bölünmüş durumda, yani yolu göremiyorsun. Brezilya'dan gelirken on beş saat perdeye bakarak gitmek bayağı sıkıcı olmuştu.

Otobüs yola çıktığından beri aksırarak tıksırarak gidiyordu. Şehir çıkışındaki bir NSA acentasında değiştirdik. Yeni otobüs daha da eski, alt bölüm dört sıra, o yayvan koltuklar nasip olmadı. Wi-fi zaten çalışmıyordu.

CDE ve Asuncion arası iki şeritli sağı solu yemyeşil bir yol. Türkiye'den tarif etmek gerekirse Adapazarı gibi. Şu an yolun yarısı oldu, yüksek bir dağ çıkmadık. Sık yerleşim yeri de yok, ama yol boyunca kesintisiz çiftlik evleri var, bol miktarda da satılık ilanları. Tipik büyük tropikal ağaçlar, inekler olayı tamamlıyor.

Otobüs bir yerde durdu, karşıda beyaz gömlekli, kırmızı etekli kızlar bekleşiyor, derken, baktım bir tanesi otobüste. Chipa, chipa diyor. Yanda oturan çocuk bir liraya bir tane aldı. Ben de istedim. Tam açlık bastırıyordu. Chipa, simit gibi, içinde peynir var. Bir de anason tohumları. İlaç gibi geldi. Damağımda rakı tadı Asuncion'a vardık.

Terminalde Arjantin otobüslerini sordum, bir sürü seçenek var. Buenos Aires'e fiyatlar yüz lira civarında. Geldiğim CDE için kırmızı otobüsleri olan şirkete fiyat sordum, 60 bin guaranis imiş, hem daha ucuz hem de otobüsleri fena gözükmüyor.

Sonra yola çıktım, değnekçi en sonraki taksiyi çağırdı, adama neden önden biri gitmiyor dedim. En ön ve arkadaki sırayla gidiyor dedi. Taksimetre dedim, burası Asuncion, burada her şey düzgündür dedi. Hani, başka İstanbul yok der gibi bir hava takındı. Taksi, Black Cat hostele 37 bin, on beş lira tuttu. Hostel yöneticisi Lilia ucuza  geldiğimi,normalde daha fazla yazdığını söyledi.

Black Cat'de yer varmış, klimalı sekiz kişilik lüks koğuştan iki gece aldım. Bir gece, yetmiş bin guaranis, otuz iki lira kadar. Lilia bana şehir hakkında bilgi verdi. Sadece nehir kenarına inme, gündüz, gece dolaşabilirsin dedi. Akşam oluyordu, para çekmek ve bir şeyler yemek için dışarı çıktım.

Acayip sessiz, sakin bir ortam. Tüm köşelerde pompalı tüfekli güvenlikler var. Bir iki pub dolu sayılır, sokaklar boş. Bir gazete bayinde "amma çok var" Türkiye ile ilgili Clio dergisinin özel sayısını gördüm, satın aldım. Bir bankadan para çektim. Sonra Lilia'nın söylediği yerlerden Lido'da bara oturdum.


Bir büyük Brahma bira söyledim,bir de yanda oturan kızın yediği hamburgerden. Hamburger kocaman, köfte ya da biftekli oluyor. İçinde ayrıca salam, peynir, domates var. Bira buz gibi, üstüne bir de buz kovasına koyuluyor. Mekanda, abartısız on beş kız çalışıyor, pire gibi sürekli hareket halinde olduklarından tam sayamadım. İki silahlı güvenlik, kasada sahibesi olacak kadın. Aşçı kızlar. Bizde böyle bir mekanı beş kişi ile idare ederlerdi. Diyeceksiniz şimdi tüm bu elemanlar ne yapıyor, sürekli bir devinim halindeler. Üstelik öyle fazla bir müşteri de yok. Dışarı verilen binaların kovaları için özel sehba yapmışlar, sanırsın kırk yıllık şarap sunuyorlar. Ya böyle kendine has yerleri seviyorum, bir kaç seneye teknoloji gelecek, hepsini tek tip yapacak. Hamburger sekiz, bira altı lira tuttu. Bir kişiyi fazlası ile doyuruyor.

Hostele geldim, bir şey dikkatimi çekti. Müşteriler arasında tek dişi kişi yok. Ya bu Paraguay'a kızlar gelmiyor ya da şu an bir gay hosteldeyim.

Şimdi iki tane kız varmış, gördüm. Bu Paraguay'a genel de altı ila on iki ay Güney Amerika gezisine çıkıp, artık yapacak bir şey bulamayanlar geliyormuş. Bir de benim gibi kimse gitmiyorsa ben gideyim, maksat cinslik olsun diyenler. Durum bu...

1 yorum: