Mingalar Inn personeli ile vedalaştım. Üç gün için 21000Ks ödedim, artı, iki kişi daha çıktığından taksi ücreti üçe bölündü 5000Ks daha bıraktım.
Artık sıcak bölgelere gittiğimden, kapüşonlu svitşörtümü resepsiyoncu kıza bıraktım. Osmanbey'den 15TL'ye alınmış, bana Hindistan ve Afrika'da da eşlik etmiş, bir çok sabah ve akşam ayazında beni ısıtmış, bazen yastık, bazen yorgan vazifesi görmüş, gerçek bir can yoldaşı idi. Onu özleyeceğim.
Neyse bu hüzünlü vedadan sonra taksiye bindim. Taksiyi paylaşan gezginlerin biri Koreli, öbürü Malezyalı idi. Koreli Türkiye'yi gezmiş, epey bir muhabbet ettik. Malezyalı da en kısa zamanda gelmek istiyormuş.
Ovaya sis çokmüştü, nefis fotoğrafik manzaralar vardı, çekemedim ama bir daha buralara gelirsem diye aklımın bir köşesine yazdım.
Havaalanında 10USD gün değiştirme ücretini öderken, istersem bir önceki uçakla da uçabileceğimi söylediler, tamam dedim. Sırt çantamı hamallara teslim ettim. Biniş kartını "inmigration"'a kayıt ettirdim ve salona geçtim.
Uçağı beklerken, İsrailli bir hatunla muhabbet ettim, şartların zorluğundan pes etmiş, Vietnam'ı elimine edip doğrudan Tayland adalarına gitmeye karar vermiş. Bu sırada yine bir eleman elinde tabela ile uçağa çağırdı. Kalkış saatini 9.30 demişlerdi ama 9.00'da çağırdılar, 9.10'da da uçak havalandı. Bu pervaneli uçaklarda denge için hostesler yolcuları sağa sola dağıtarak oturtuyorlar. Zaten yer numarası da vermemişlerdi. Yolculuk sırasında yine ufak bir sandviç, kek verdiler. Saat 10.10'da Yangon'a vardık.
Yangon havaalanında taksiciler Aun Mingalar Otobüs istasyonu için 5000Ks (10TL) istediler. Lonely Planet çok yakın dediği için "Oha" dedim, bir an yürümeyi düşündüm. Ama dışarıda bir taksici 3000Ks'e kadar düşünce kabul ettim, iyi ki de etmişim. GPS'den yolu ölçtüm, 10 Km. tuttu.

Otobüs bayağı iyi sayılır. Geçen sene bu yolu yapan arkadaşlarım, bayağı sıkıntı çektiklerini, kamyonetlerle zar zor gittiklerini söylemişlerdi. Demek ki onları birileri yanlış yönlendirmiş. Koltuklar rahat, tıkış tıkış yolcu almadılar. Fazla müzik çalmadılar, Batı müziklerinden adapte bir kaç video koydular o kadar. Yolda yanıma bir kamyon şoförü düştü. Ehliyetini gösterdi, aynı bizdeki gibi E sınıfı idi. Az biraz İngilizcesi ile epey sohbet ettik. Bu arada o kırmızı yaprakları çiğnedi. Asıl bilet fiyatının 3500Ks olduğunu, otobüsün direkt gitmediğini, yolda beni başka bir araca aktaracaklarını söyledi. O zaman, otogarda, neden beni hemen kalkan otobüse bir süre tereddüt ettikten sonra bindirdiklerini anladım.
İlk olarak herkese naylon poşet dağıttılar, yandaki küçük kızda, bizdeki eski Maraton otobüsler gibi sallanan araç, hareket eder etmez poşeti doldurdu.
11.20'de Otogardan çıktık, 12.50'de Bago'da idik. 14.00'de mola verdik. Mola sonuna doğru, kamyon şoförü muavini çağırdı, benim öbür otobüse geçişime yardım etti. Bagajı açtıklarında o çiğnedikleri yaprakların olduğu balyalar sızma yapmış, leş gibi bir koku ortalığa yayıldı. "Eyvah" dedim, "gitti sırt çantası". Ama neyse ki mucizevi bir şekilde o sıvı benim sırt çantasına kadar bulaşmamıştı.
Yol arkadaşım, ayrıca ödeme yapmayacağımı söyledi, bir yanlışlık olmasın diye otobüs kalkmadan önce son kez kontrol etti "are you ok?" diye sordu, bana iyi yolculuklar diledi. Bu tür otobüs yolculuklarına, molada değişimlere falan bizim Türkiye'den alışık olduğumuzu nereden bilsin, ben de biraz saf bir surat takınıp ona bol bol teşekkür ettim... mutlu olmasını sağladım. Tabi bu arada, daha önce duyduğum hikayelerden bu adam beni anlamaya çalışan bir devlet görevlisi mi diye düşünmedim değil. Eh, yani biz de az paranoyak bir toplumdan gelmiyoruz.
Yolda bol verimli bir ovadan geçtik, uçsuz bucaksız çeltik tarlalarını izledik. Uzun demir bir köprüden geçip eyalet değiştirmememiz ile birlikte coğrafyada değişmeye başladı, ova bitti. Tepeler, yeşillikler başladı. Sonra yine ovalar, yine tepeler derken 15.30'da Kin Pun Kamp'a vardık.

Myanmar dilinde su; ji samıla; yemek demek. Bir galon mazot 3100-3300Ks. (Litresi 1,5 Lira civarında)
Kin Pun'da otobüs beni Sea Sar restoran'ın önünde indirdi. Oradan bir eleman hemen benimle ilgilendi, arka tarafta bahçe içindeki hostel bölümüne geçtik. En ucuz oda 5USD. Sıcak sulu 6USD, Bungalov tarzı, 10USD ve 20USD'lik odalar da var. Resepsiyonda, geçen yıl kalan arkadaşlarla ilgilenen Mr. Hoo'nun ismini verdim, kimse tanımadı. Telefon numarası da değişmiş. Acaba dedim başka bir yere mi geldim. Vietnam'da böyle meşhur yerlerin bir kaç tane klonu oluyordu, ama sonunda aynı yer olduğunu anladım. Restoran kısmında bir şeyler yedim. Klasik, noodle; 2000Ks, bira; 1500Ks ve su; 300Ks.


Odaya döndüm, günler sonra sıcak soğuk dengesini yakalayarak, paslı boru tadındaki suyla duş aldım.
0 yorum:
Yorum Gönder